1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (42 votes, average: 4,86 out of 5)
Loading...

Algı Herşeydir

Gönderen:

Algı Herşeydir

Algı insan ve hatta hayvanların hayatında o kadar önemlidir ki “Algı herşeydir” dersem abartmış olmayacağımı düşünüyorum.

Algı nedir” sorusunun cevabına baktığımızda “Uyarıcıların duyu organlarına gelmesi ve algılanarak beyne gönderilmesi ile beyinde değerlendirilmesi neticesinde oluşan netice” olduğunu görüyoruz.

“Uyarıcılar” denen şeyler de bizim gözümüzle gördüğümüz, kulağımızla duyduğumuz, burnumuzla kokladığımız, dilimizle tattığımız, derimizle hissettiğimiz şeyler. Buraya kadar her şey normal bir sorun yok.

Kötü haber şu ki: İnsanlar bu duyu organlarının kandırılabildiğini, yanıltılabildiğini keşfettiler!

Bundan sonra ne mi oldu?

  • “Balıkları avlamak için artık solucana lüzum yok” dediler; “Tüy koyarız oltanın ucuna, balık bunu solucan zanneder, ham yaparken avlayıveririz onu!” dediler ve çapari diye bir şey icat ettiler!
  • Eskiden çiçek özlerinden üretildiği için çiçekler gibi kokan parfümler yerine, laboratuvarda parfümler üretilmeye başlandı. Böylece çiçek gibi kokan, ama aslında çiçekle alakası olmayan nurtopu gibi parfümlerimiz oldu.
    Çiçek özlerinden üretilenlere de “Hacı yağı” deyip aşağıladılar ki onlardan uzak duralım. Böylece onların laboratuvarda ürettiklerini kullanalım ve onları daha zengin edelim…
  • “Bu sebzeler-meyvelerden daha çok verim alalım, daha çok para kazanalım!” dediler. Yediğimiz sebze, meyve hatta hayvanların genetiğini değiştirdiler. Böylece organik olduğu için kurtlu, yamuk yumuk köy meyveleri yerine kocaman, etli, sulu, tatlı harika elmalarımız, armutlarımız, üzümlerimiz oldu. Çok güzel görünüşleri vardı, çok lezzetliydiler. İnsanlar da almaya, yemeye başladılar. Çünkü bu elmaların görünüşleriyle gözleri, tatlarıyla dilleri kandırılmış, beyinlerinin yanlış algılaması sağlanmıştı. Lakin bu güzel meyvelerin küçücük (!) bir kusurları vardı, kanserojen idiler!

Sevgili dostlar. Bu örnekler gibi milyonlarca örnek var. Yazıyı uzatıp sizi sıkmak istemiyorum. Maalesef algılarımız kötü niyetli mahluklar tarafından oynanabilen şeyler. Duyu organlarımız da “kandırılabilen” organlar! Fakat ne yazık ki insanlar bu gerçeği kabul etmekte çok zorlanıyorlar ve çoğu kabul etmiyor! Bunun sebebi de “kandırılmış olmak” halini kendilerine konduramamaları. Bu yüzden de çoğu insan “kandırılmışım” diye kabul edip yanlıştan döneceğine, “ben doğru görüyorum” deyip yanlış davranmaya devam ediyor!

Hele bir de “Gözümle gördüm” lafı var ya, beni benden alıyor 🙂
Sanki gözün çok muteber bir organ! Seni hiç kandırmadı, yanlış algılamana sebep olacak görüntüler göndermedi beynine! Gözüne bu kadar güven, itibar neden yani?!

Halbuki gözünün ne kadar kandırıkçı bir organ olduğunu anlaman için içtiğin çayın içindeki kaşığa bakman yeter! Sağlam kaşığı sana kırık gösteren gözüne bu kadar itibar etme!

Peki, tamam Veysel bey ama kandırılıp kandırılmadığımı nasıl anlayacağım? diyenler; ofisime sohbet etmeye gelmek için randevu almakla doğru algılara doğru yolculukları için ilk adımı atabilirler 🙂

Aha size iletişim bilgileri. Hayatınızı daha güzele götürecek adımı atmak için başka ne istiyorsunuz?!!:  İletişim

Hakkında Yazar:

  Related Posts

Yorum Ekle