Öğretim Hizmetleri

Öğretim Hizmetleri

Veysel Danış’ın eğitim çalışması yoktur ve hatta eğitime karşıdır!  Veysel Danış’ın “öğretim” hizmetleri vardır ve bunların temel amacı “bildiklerini öğretmek“tir. Bildiklerini insanlara aktararak onların da öğrenmelerini sağlamak için hangi yollar varsa Veysel Danış onları kullanmaktadır 🙂  Çünkü Veysel Danış bilginin insanı ve Dünya’yı daha iyiye doğru evirdiğini düşünmektedir.

Bilgiyi ve bilgeliği yaymak için Veysel Danış’ın yaptığı öğretim hizmetleri:

  • Seminerler, konferanslar link
    Veysel Danış gelsin bize anlatsın, bilgilenelim derseniz, davet edebilirsiniz 🙂
  • Kitaplar  link
  • Makaleler link
  • Medya programları
    • TV programları
    • Radyo programları
    • Youtube:  Youtuber
  • Özel dersler
  • Mekteb-i Danış
    Veysel Danış’tan 3-5 saat, 3-5 gün değil, 3-5 sene öğrenim göreyim hem de ÜCRETSİZ olsun derseniz, Mekteb-i Danış‘a gelebilirsiniz.

Davayı Kim Açmalı

Davayı Kim Açmalı

Davayı kimin açması avantajlıdır, davayı kimin açtığı önemli midir üzerine Avukat Sıddık Öner ve Avukat Veysel Danış’ın ZEST TV’de yayınlanan sohbet programından bir kesit.

 

Tv programı dava açmak hukuk yaşam koçluğu kişisel gelişim.

Dava Ne Kadar Sürer

Dava Ne Kadar Sürer

Davaların ne kadar sürdüğü üzerine avukat Sıddık Öner‘le ZEST TV‘deki hukuk programımızdan bir kesit…

Davalarda Nasıl Yemin Edilir

Davalarda Nasıl Yemin Edilir

Avukat Sıddık Öner ve avukat Veysel Danış ile hukuk konulu ZEST TV programından bir kesit: Davalarda nasıl yemin edilir?

Tahliye – Beraat Farkı

Tahliye – Beraat Farkı

Tahliye beraat farkı, tahliye olmak ve beraat etmek farkları üzerine avukat Sıddık Öner ve avukat Veysel Danış’ın ZEST TV’de yayınlanan sohbet programından bir kesit.

Veysel Danış, Boşanma avukatı Veysel Danış, Avukat,

İlişki Danışmanlığı

İlişki Danışmanlığı

İlişkiler… Bence insanın hayatının tamamı bir ilişkiler örgüsü içinde geçiyor. Ve kesinlikle söyleyebilirim ki hayatımızı ilişkiler belirliyor, ilişkiler şekillendiriyor.

Biz ve ilişkilerimiz, kişi ve ilişkileri birbirini takip eden iki ok gibidir: Kişi ilişkilerini kurar, etkiler, şekillendirir; kurulan, devam eden ilişkiler de kişiyi etkiler, şekillendirir. Biz ilişkileri kurarız, yönlendiririz, şekil veririz; bununla beraber ilişkilerimiz de bizi yönlendirir, bize şekil verir!

Mutlu veya mutsuz olacağımızı ilişkilerimiz belirler. Çünkü ilişkileri kötü olan bir kişinin mutlu olması… Mümkün değildir!  İlişki Danışmanlığı da bu sebeple çok önemlidir.

Sağlıklı veya hasta olmamızı ilişkilerimiz belirler. Çünkü ilişkileri kötü olan kişi gergin ve üzüntülüdür. Gerginlik (stres) ve üzüntünün kalp, tansiyon, diyabet, migren ve daha bir çok hastalığı tetiklediği artık biliniyor. Bir çok hastalık için doktorların sık sık kullandıkları cümleyi hepimiz biliriz: Sıkıntı ve üzüntüden uzak durun! İlişkileri kötü olan kişi maalesef üzüntüye yakındır. Eşiyle, iş arkadaşlarıyla, okul arkadaşlarıyla, aile fertleriyle, komşularıyla ilişkilerinde sorunları olan kişinin mutlu ve ferah bir ruh halinde, mental sükunet içinde olması gerçekten çok zordur.

Sevgilisiyle kavga etmiş bir kişi mutlu olabilir mi? Kocasıyla kavga etmiş bir kadın mutlu olabilir mi? Karısıyla kavga etmiş bir erkek mutlu olabilir mi? Anne veya babasıyla kavga etmiş bir evlat mutlu olabilir mi? Çocuğuyla kavga etmiş bir anne veya baba mutlu olabilir mi? İş arkadaşlarıyla ilişkilerinde sorun yaşayan kişi işinde verimli olabilir mi? Çalışanlarıyla ilişkilerinde sorun yaşayan patron çalışanlarından verim alabilir mi? Böyle bir iş yerinde teşriki mesai yapanlar mutlu olabilir mi? Sevgili dostlar, ilişkileri sorunlu olan, ilişkilerini düzgün kurup yönetemeyen kişilerin mutlu olması mümkün değildir!

Öte yandan, mutlu olmayan kişinin üretken ve başarılı olması da mümkün değildir. Başarı ve mutluluk arasındaki ilişkiyi başka bir yazımızda tafsilatlı şekilde izah edeceğiz.

Aslına bakılırsa ilişkiler konusunda kişilerin, bizlerin seçenekleri çok fazla değildir: ya bizler ilişkilerimizi yönetiriz, yada ilişkilerimiz bizi yönetir. Kişinin vermesi gereken karar, seçimini yapması gereken nokta temel olarak, ilişkilerimin beni sürüklemesine izin vereyim (veya) ilişkilerimi ben yönetmek istiyorum hususudur. Kişinin hayatının yönetimini eline alması ilişkilerinin yönetimini ele almasıyla başlar.

Kişinin mutluluğu ve başarısında böylesine önemli olan ilişkileri kurmak, yürütmek, yönetmek kolay mı peki? Kesinlikle çok zor bir şey. Ve zaten çevremize şöyle bir baktığımızda hemen hemen herkesin karısı, kocası, eşi, kayıngilleri, anne-babası, çocukları, kardeşleri, okul arkadaşları, iş arkadaşları, çalışanları ile ilişkilerinde sorunlar yaşadığını, bu sorunlarla cebelleştiğini ve mutsuz olduğunu görürüz. Bu da şaşılacak bişey değil normaldir, çünkü ilişkileri yürütmek, yönetmek zor bir zeneaatır (iştir).

İlişkilerin kurulmasının, yürütülmesinin kolay olmaması normaldir aslında. Çünkü her ne kadar bütün ilişkileri “ilişki” diye tanımlayıp aynı şapka altında topluyor isek de sevgili ile kurulan ilişki ile kaynana ile kurulan ilişki şüphesiz çok farklıdır. Farklı olan ilişkilerin yürütülmesinde şüphesiz farklı yöntemlere, stratejilere ihtiyaç vardır. Ve hatta ilişkinin türü aynı olsa bile, muhatap olduğumuz kişi farklı olduğundan her ilişkiye has davranış stratejileri geliştirilmelidir. Çünkü şimdiki sevgilimize eski sevgilimize davrandığımız gibi davranırsak, işe yeni girdiğimiz işyerinde daha önce çalıştığımız işyerinde davrandığımız gibi davranırsak kötü sonuçlarla karşılaşmamız kuvvetle muhtemeldir.

Hekimlikte kullanılan meşhur “Hastalık yok, hasta var” lafı, hukukta kullanılan “Her dosya kendi münderecatı (içeriği) ile değerlendirilmelidir” ilkeleri gibi, ilişkilerde de “İlişkiler yok, ilişki var” demek mümkündür. Bu sebeple her ilişkiyi kendi sahip olduğu şartlar ve dinamiği altında ele almak lazımdır.

Böylesine karmaşık ve zor süreçleri tek başımıza yürütmeye çalışıp sorunlarla boğuşacağımıza, ilişki danışmanlığı hizmeti alsak, bilgili, deneyimli ilişki danışmanı bize hangi ilişkiyi nasıl kuracağımızı, yürüteceğimizi, yöneteceğimizi söylese ve hatta öğretse, daha az dertli, daha mutlu, daha ferah, daha başarılı bir hayatımız olur değil mi?

İlişki danışmanlığı, ilişki danışmanından destek kavramları ülkemizde daha yeni kavramlar olduğundan insanlarımız ilişki danışmanına başvurmakta, ilişki danışmanlığı hizmeti almakta tereddüt etmekte.

Kişi kendine şu soruları sormalı:
* İlişkilerimi kolayca kurabiliyor muyum?
* ilişkilerimi sorunsuzca yürütebiliyor muyum?
* İlişkilerimde mutlu muyum?

Eğer bu soruların cevapları “Evet” ise mutlusunuz ve sorun yok demektir.
Fakat eğer cevaplar “Hayır” ise ilişkilerinizde ciddi sorunlar yaşıyorsunuz ve bunun sonucu olarak da mutsuzsunuz demektir.
Böyle mutsuz kalmaya, hayatınızı mutsuz şekilde sürdürmenize ise gerek yoktur; çünkü mutlu olmak herkesin hakkı olduğu gibi sizin de hakkınızdır.

İlişki danışmanından ilişki danışmanlığı için destek almaya çekinmeyin. Bırakın ilişki danışmanınız mutlu ilişkiler kurmanıza, yürütmenize destek versin. Siz mutlu olmanın keyfini çıkarın 🙂

İlişkilerinizin ve hayatınızın yönetimini ele aldığınız mutlu günler dileği ile…

Veysel Danış

 

İlişki danışmanlığı yaşam koçu Veysel Danış ilişki mutluluk başarı ilişki danışmanı istanbul.

Avukat Veysel Danış

Dava Ne Kadar Sürer

Dava Ne Kadar Sürer

Avukat Veysel DanışAçtığımız/açacağımız dava ne kadar sürer, Dava açarsak ne kadar zamanda sonuçlanır, Dava çok uzun sürer mi soruları avukatlara en sık sorulan sorulardandır. Bu sorular ya davayı açmadan önce veya dava açıldıktan sonra avukata mutlaka sorulur. İşin ilginç ve acayip yönü şudur ki cevabı bu kadar merak edilen “Dava ne kadar sürer“, “Dava ne zaman biter” sorularının cevabı yoktur! Yoktur derken, belli değildir yani.

Bir davanın ne kadar süreceği, davanın ne zaman biteceği sorularının cevapları her dava türüne, hatta her dosyaya göre değişkenlik göstermektedir. Bir avukatın bu sorulara daha dava açılmadan önce kesin, net cevap vermesi mümkün de değildir, doğru da değildir. Çünkü açılacak davada öngörülemeyen bir çok faktör meydana gelebilir ve bunlar davanın uzamasına sebep olabilir veya çabuk neticelenmesine katkı yapabilir. Bu da avukatın dava başında öngördüğü sürede yanılmış olmasını sonuçlayabilir.

Bu sebeple Veysel Danış bu soruları mümkün mertebe cevaplamamaya çalışmaktadır. Yanlış bir öngörü yaparak hataya düşeceğime ve müvekkilimin yanılmasına sebep olacağıma, varsın soru cevapsız kalsın diye düşünmekteyim. Buna rağmen bu soruların cevaplarını istemekte ısrarcı olan bazı müvekkillere cevap vermek zorunda kalıyorum ama ifade ettiğim sürenin “tahmini” olduğunu ve bu süreyi değiştirebilecek bir çok faktör olduğunu da mutlaka belirtiyorum.

Hemen hemen bütün müvekkiller davalarının çabuk bitmesi telaşındadır. Davalarının en çabuk, en hızlı şekilde bitmesini isterler. Tıbbi hata (malpraktis) sebebiyle sakat kalan ve 6 sene boyunca tazminat davası açmamış olan bir kişi daha ilk görüşmemizde “Bu dava ne kadar sürer” diye sorması çok ilginç gelmişti bana. Çünkü tıbbi hata (malpraktis) sebepli tazminat davalarının açılabilmesi için öngörülen zamanaşımı süresi 5 senedir. Tıbbi hatadan zarar görüp sakat kalan kişi 6 sene bekleyip zamanaşımını kaçırmış! Tazminat avukatı olarak görüştüğü Veysel Danış’a zamanaşımı süresini kaçırdığı halde dava açılabilir mi, açılırsa neticesi ne olur sorularını sormuyor. Dava ne kadar sürer diye soruyor! Bu ve şahit olduğum bir çok örnek insanların davalarının hızlı neticelenmesine çok önem verdiklerini gösteriyor.

Elbette ki avukat da, hakim de takip etmekte oldukları dosyaların bir an önce neticelenmesini, karara ulaşılmasını arzu ederler. Fakat kanunun öngördüğü bir usul vardır (ki Usul Hukuku hukuk fakültelerinin temel derslerinden biridir) ve bütün davalar bu usullere göre yürütülmek zorundadır. Bu usuller de davaların uzamasına sebep olmaktadır. Bunda ne avukatın, ne hakimin bir suçu yoktur.

İşin özüne bakarsak, bir davanın ne kadar çabuk neticeleneceğine bu kadar odaklanmanın yanlış bir tutum olduğunu, asıl odaklanılması gereken davanın kazanılıp-kaybedilmesi noktası olduğunu görürüz. Bütün davalar “kazanmak için” açılır. Bir dava çok hızlı neticelenmiş de olsa red edildikten sonra ne fayda! Davanın çabuk neticelenmesi elbette mühimdir fakat davanın kazanılması ondan kat be kat daha mühimdir.

Bir lokantaya gittiğimizde yemeğin bizi fazla bekletmeden önümüze gelmesi tabii ki önemlidir. Fakat yemek servisinin hızlı olmasından daha da mühimi önümüze gelen yemeğin “lezzetli” olmasıdır. Önümüze gelen yemek kötü olduktan sonra çabuk gelse ne, geç gelse ne… Yenmiyor ki!

Acemi aşçı yemeği çabuk isteyen müşteriyi memnun etmek için ya yemeği daha pişmeden çiğ-çiğ müşterinin önüne getirir, ya da çabuk pişsin diye altındaki ateşi fazla harlar, harlı ateş de yemeği yakar; yanmış yemeği getirir müşterinin önüne.

Usta aşçı ise yemeğin çabuk pişmesine özen gösterir. Ama çabuk pişmesi kadar yemeğin lezzetli olmasına da dikkat eder.

Hukuk yemekten, dava yemek pişirmekten daha az önemli olabilir mi? Çoğu insanın hayatında 1 tane davası olur. Halbuki her gün 3-4 defa yemek yiyoruz. Az pişmiş veya çok pişmiş, lezzetsiz bir yemek yemekten bir şey olmaz. Ama bir dava kaybedilince davaya konu olan hak alınamamış, maksat elde edilememiş olur.

Lezzetli bir yemek için aşçınıza gösterdiğiniz sabrı avukatınıza da göstermenizi istemenin normal bir istek olduğunu düşünüyorum.

Hülasa-el kelam (sözün özü) olarak şunu söylemek isterim: Avukatınız davanızı takip ederken davanızın kazanılmasına odaklanın. Dava ne kadar sürer, dava ne kadar zamanda sonuçlanacak sorularına değil.

 

Davamız çabuk bitsin davayı hızlandırmak davayı çabuk bitirmek davanın hızlı bitirilmesi.

Veysel Danış, Boşanma avukatı Veysel Danış, Avukat,

Yaşam Koçu İstanbul

Yaşam Koçu İstanbul

Dünyadaki emsalleri diğer metropollerde olduğu gibi İstanbul’da da hayat şüphesiz diğer şehirlere göre çok daha yoğun ve çok daha karmaşık yaşanmakta. Bu kadar yoğun ve karmaşık yaşayan İstanbul insanının bütün bilgilere sahip olmasını, bütün sorunlara tek başına başına çıkmasını beklemek en azından haksızlık olur. Böylesine çok faktörün rol oynadığı İstanbul yaşantısında başarıya ve de mutluluğa ulaşmak zaten çok zor; hele bunu tek başına, kendi çabalarıyla başarmaya çalışmak, neredeyse imkansız.

İşte bu noktada İstanbul insanının imdadına “Yaşam Koçu” yetişiyor. Eksik kaldığı noktaları tamamlıyor, başarı ve mutluluk yolcuğunda kişiyle beraber yürüyor, başarı merdivenlerini beraber tırmanıyor.

Yaşam Koçu desteğini kullanın sevgili dostlar. Farkı göreceksiniz…

Unutmayın: Başarı ve mutluluk tesadüf değildir ve tesadüflere bırakılamaz…!

Mekteb-i Danış

Mekteb-i Danış

Farklı bir kavram, farklı bir uygulama, yeni bir metod gibi görünebilir size Mekteb-i Danış. Günümüzde uygulanan öğretim metodlarından farklı olduğu doğrudur, ama hiç de yeni değil! Bayağııııııı eski bir metod. Temiz bi 2500 senesi var 😛

Veysel Danış bunu tarihin tozlu raflarından çıkardı. Üzerindeki tozları püf, püf yaparak temizledi 🙂  ve tekrar uygulamaya koydu.

Platon Academia‘sında, Aristoteles Lykeion‘unda, İbrahim Hakkı‘nın tahsil gördüğü İsmail Fakirullah Medrese‘sinde insanların bilgilenmesine vesile oldu. Veysel Danış belki onlar kadar güzel eğitim veremeyebilir. Ama en azından bunu başlatmış ve insanların bilgilenmesi için çaba harcamış olur.

Tohumun yeşerip yeşermeyeceğini bilemeyiz. Bize düşen tohumu toprakla buluşturmaktır. Gerisi ya nasip 🙂

Veysel Danış öğrenmek isteyenleri bilgi ile buluşturmak için çaba harcıyor. Bu öğrenciler daha güzel bir Dünya için katkı yaparsa güzel olmaz mı?

Mekteb-i Danış’a katılmak için tıklayın

Asistan

Asistan

“Veysel Danış’ 3-5 gün birlikte olmakla bütün bilgilerini öğrenemem. 3-5 sene yanında olayım bütün bildiklerini öğreneyim” düşüncesindeyseniz, gelin Mekteb-i Danış‘a ücretsiz katılın;  Veysel Danış’a asistan olun.

Ne demiş Confucius: Duydum unuttum;  Gördüm hatırladım;  Yaptım öğrendim
Ücretsiz öğrenin, yapın, yaparak öğrenin; unutmayın…

Mekteb-i Danış hakkında bilgi için tıklayın

Mekteb-i Danış‘a katılmak için tıklayın

"Sorunum Çözülsün Artık" diyorsanız Tıklayın