Veysel Danış

Arabuluculuk

Arabuluculuk

Kişiler arasındaki davalar devletler arasındaki savaşlara benzer. İki taraf da kendisini haklı görür. Bu inatlaşmanın sonu da taraflar devlet ise savaş meydanı, kişi ise mahkeme salonudur.

Çatışmalardan tabii ki mümkün olduğu kadar uzak durmak durmak lazımdır. Fakat bazen çıkar çatışmaları bazen bir tarafın haksız tutumu sebebiyle ihtilaf oluşmaktadır. Bu da hayatın akışının bir cilvesidir belki de…

İhtilaf oluşmuş ise de itidalli (sakin) davranıp meselenin sulh yoluyla çözülmesi için çaba göstermek gerektiğini düşünüyorum. Çünkü ihtilaf sulh ile (güzellikle) çözülmezse işin sonunun mahkeme salonuna varacağı görünen köy gibi bir haldir; bunu görmek, öngörmek için kılavuza ihtiyaç yoktur.

Tarihin ilk ve en başarılı avukatlarından kabul edilen CiceroEn kötü barış en haklı savaştan daha iyidir” demiştir.

Binlerce dava, duruşma görmüş bir avukat olarak söyleyebilirim ki devletler için harp meydanları ne ise kişiler için de mahkeme salonları böyledir. İstenmeyen duygular, gerginlik, stres, masraf, zaman kaybı, … ve daha bir sürü kötü şeyle karşı karşıya bırakır insanı.

Mustafa Kemal Atatürk hep sulh taraftarı olmuştur. Bir konuşmasında “Gerçek kanaatim şudur: Milleti savaşa götürünce vicdanımda azap duymamalıyım. Öldüreceğiz diyenlere karşı ölmeyeceğiz diye harbe girebiliriz. Lakin milletin hayatı tehlikeye maruz kalmadıkça harp cinayettir” demiştir.

Atatürk’ün dediği gibi eğer hayatımız, haklarımız tehlikedeyse tabii ki devletin organı olan mahkemelerden yardım isteyeceğiz; istemeliyiz de. Fakat ve ancak bu hal eğer “mecburi ise” bunu yapmalıyız. Nasıl ki devletler mecbur kalmadıkça (milletin hayatı tehlikeye maruz kalmadıkça) sulh taraftarı olmalı ve savaştan kaçınmalı ise, fertler de mümkün olduğu kadar barışçı yollarla uzlaşmayı denemelidir. Mahkemelerin yardımı ancak mecburi hallerde istenmelidir.

Memleketimizin halk edebiyatında maalesef “mahkeme kapılarında sürünmek” diye bir tabir olduğunu üzülerek hatırlatıyorum. Bu tabirin işlendiği Kemal Sunal’ın Davacı filmini de hatırınızda tutmanızı öneririm 🙂

Kimse keyfinden mahkeme yoluna başvurmuyor, mahkemelerde uğraşmadan hakkımızı nasıl alacağız ki? dediğinizi duyar gibiyim… İşte bu yazıda Veysel Danış size farklı bir alternatif sunacak:  Hukuk uyuşmazlıklarında arabuluculuk

Türk hukuk sistemine bir yıl önce giren yeni yöntem Hukuk uyuşmazlıklarında arabuluculuk. Bu yöntemde ihtilaf yaşayan taraflar gene Devlet (Arabuluculuk Daire Başkanlığı) gözetiminde Arabulucu ünvanlı, uzlaştırma konularında özel eğitimler almış kişiler ile beraber bir araya getiriliyor.

Hukuk uyuşmazlıklarında arabuluculuk hakkında bazı kısa bilgilerin de bilinmesinin arabuluculuk müessesesine ve arabuluculara güveninin artmasında faydalı olacağını düşünüyorum.

Arabuluculuk yapabilmek için Adalet Bakanlığı’na bağlı Arabuluculuk Daire Başkanlığı tarafından yetkilendirilmiş “hukuki arabulucu” olmak gerekiyor. Bir kişinin arabuluculuk yapabilmesi için hukuk fakültesi mezunu olması, arabuluculuk eğitimi alması, avukatlık mesleğinde en az 5 senelik kıdemli bir avukat olması ve Adalet Bakanlığı’na bağlı Arabuluculuk Daire Başkanlığı tarafından düzenlenen sınavları başarıyla geçerek “Arabulucu” unvanı almış olması gerekir. Adalet Bakanlığı’nın belirlediği bu şartları yerine getiren kişiler “Arabulucu” ünvanını kullanmaya ve arabuluculuk faaliyeti yapmaya hak kazanırlar.

Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu, arabuluculuk yapan arabulucuların hukuk fakültesi mezunu olmalarını şart koşmuştur. Bütün arabulucuların hukuk mezunu olmaları sebebiyle arabuluculuk yapan kişilere halk arasında arabulucu avukat da denilmektedir.

Arabuluculuk, taraflar arasında oluşmuş bulunan ihtilafların dostane yöntemlerle çözülmesi için tarafsız üçüncü bir kişi olan arabulucunun aracılığıyla çözülmesi için uygulanan bir uyuşmazlık çözüm yöntemidir.

Arabulucu ile ihtilafın tarafları bir araya geliyor. İhtilafı güzellikle çözmeye, aralarının bulunmasına çaba harcıyorlar. Hukuk uyuşmazlıklarında arabuluculuk sayesinde yaşanan ihtilafların dostane çözüme kavuşması şüphesiz iki tarafın da menfaatine oluyor. Çünkü iki taraf da mahkemeye gitmeden istediğini elde etmiş oluyor.

Arabulucu veya halkın kullandığı tanımlamayla arabulucu avukat taraflar arasındaki ihtilaf hakkında hüküm vermez, uyuşmazlığı karara bağlamaz. Hatta ihtilafın taraflarına herhangi bir çözüm de önermez!

Peki madem çözüm önermiyor, arabulucu ne yapar? Arabulucu tarafların kendi çözümlerini üretmelerini, birbirlerini anlamalarını sağlar. Çünkü ihtilaflar (uyuşmazlıklar) genellikle tarafların birbirlerini anlamamalarından dolayı meydana gelir.

Biraz empati, biraz çaba ve sonunda birbirini anlamak ve anlaşmak. Mahkeme salonundan daha güzel değil mi?  🙂

Detaylı bilgi için tıklayın

Öğretim Hizmetleri

Öğretim Hizmetleri

Veysel Danış’ın eğitim çalışması yoktur ve hatta eğitime karşıdır!  Veysel Danış’ın “öğretim” hizmetleri vardır ve bunların temel amacı “bildiklerini öğretmek“tir. Bildiklerini insanlara aktararak onların da öğrenmelerini sağlamak için hangi yollar varsa Veysel Danış onları kullanmaktadır 🙂  Çünkü Veysel Danış bilginin insanı ve Dünya’yı daha iyiye doğru evirdiğini düşünmektedir.

Bilgiyi ve bilgeliği yaymak için Veysel Danış’ın yaptığı öğretim hizmetleri:

  • Seminerler, konferanslar link
    Veysel Danış gelsin bize anlatsın, bilgilenelim derseniz, davet edebilirsiniz 🙂
  • Kitaplar  link
  • Makaleler link
  • Medya programları
    • TV programları
    • Radyo programları
    • Youtube:  Youtuber
  • Özel dersler
  • Mekteb-i Danış
    Veysel Danış’tan 3-5 saat, 3-5 gün değil, 3-5 sene öğrenim göreyim hem de ÜCRETSİZ olsun derseniz, Mekteb-i Danış‘a gelebilirsiniz.

Avukat Veysel Danış

Boşandım Hamileyim

Boşandım Hamileyim

Eski kocamla 1,5 yıl evli kaldık. Yaptıklarına dayanamayıp onu terk ettim. Boşanma davamız geçen hafta bitti. Boşanıp kurtuldum. Eşimle ayrı olduğumuz ve boşanma davamız devam ettiği sürede birisiyle tanıştım. İlişkimiz çok çabuk ilerledi, ilişkiye girdik. Şimdi 4,5 aylık hamileyim. Evlenmek için müracaat ettik. Fakat 300 gün iddet müddeti denen bir süreyi beklemek zorunda olduğumuzu söylediler. Çocuğumun babasıyla bir an önce evlenmek zorundayız. Veysel bey lütfen bize bir çözüm yolu önerin.

Oldukça zor bir durum. Bahsettiğiniz durumda (300 günlük süre içinde ve eski kocanızdan başka bir erkekten hamile olmanız sebebiyle) iddet müddetinizin kaldırılması mümkün gözükmüyor. Daha da kötüsü doğuracağınız çocuk neseb olarak eski kocanıza bağlanacak ve bir de babalık ihtilafı meydana çıkacaktır.

Bununla beraber hiçbir problem çözümsüz değildir. Her problemin bir çözüm yolu olduğuna inanıyorum. Bir araya gelip durumunuzu detaylı şekilde incelediğimiz taktirde durumunuza uygun bir hal çaresi bulabileceğimize inanıyorum.

 

Boşandım sevgilimden hamileyim evlenmem gerek iddet müddetini kaldırma.

Veysel Danış, Boşanma avukatı Veysel Danış, Avukat,

İlişki Danışmanlığı

İlişki Danışmanlığı

İlişkiler… Bence insanın hayatının tamamı bir ilişkiler örgüsü içinde geçiyor. Ve kesinlikle söyleyebilirim ki hayatımızı ilişkiler belirliyor, ilişkiler şekillendiriyor.

Biz ve ilişkilerimiz, kişi ve ilişkileri birbirini takip eden iki ok gibidir: Kişi ilişkilerini kurar, etkiler, şekillendirir; kurulan, devam eden ilişkiler de kişiyi etkiler, şekillendirir. Biz ilişkileri kurarız, yönlendiririz, şekil veririz; bununla beraber ilişkilerimiz de bizi yönlendirir, bize şekil verir!

Mutlu veya mutsuz olacağımızı ilişkilerimiz belirler. Çünkü ilişkileri kötü olan bir kişinin mutlu olması… Mümkün değildir!  İlişki Danışmanlığı da bu sebeple çok önemlidir.

Sağlıklı veya hasta olmamızı ilişkilerimiz belirler. Çünkü ilişkileri kötü olan kişi gergin ve üzüntülüdür. Gerginlik (stres) ve üzüntünün kalp, tansiyon, diyabet, migren ve daha bir çok hastalığı tetiklediği artık biliniyor. Bir çok hastalık için doktorların sık sık kullandıkları cümleyi hepimiz biliriz: Sıkıntı ve üzüntüden uzak durun! İlişkileri kötü olan kişi maalesef üzüntüye yakındır. Eşiyle, iş arkadaşlarıyla, okul arkadaşlarıyla, aile fertleriyle, komşularıyla ilişkilerinde sorunları olan kişinin mutlu ve ferah bir ruh halinde, mental sükunet içinde olması gerçekten çok zordur.

Sevgilisiyle kavga etmiş bir kişi mutlu olabilir mi? Kocasıyla kavga etmiş bir kadın mutlu olabilir mi? Karısıyla kavga etmiş bir erkek mutlu olabilir mi? Anne veya babasıyla kavga etmiş bir evlat mutlu olabilir mi? Çocuğuyla kavga etmiş bir anne veya baba mutlu olabilir mi? İş arkadaşlarıyla ilişkilerinde sorun yaşayan kişi işinde verimli olabilir mi? Çalışanlarıyla ilişkilerinde sorun yaşayan patron çalışanlarından verim alabilir mi? Böyle bir iş yerinde teşriki mesai yapanlar mutlu olabilir mi? Sevgili dostlar, ilişkileri sorunlu olan, ilişkilerini düzgün kurup yönetemeyen kişilerin mutlu olması mümkün değildir!

Öte yandan, mutlu olmayan kişinin üretken ve başarılı olması da mümkün değildir. Başarı ve mutluluk arasındaki ilişkiyi başka bir yazımızda tafsilatlı şekilde izah edeceğiz.

Aslına bakılırsa ilişkiler konusunda kişilerin, bizlerin seçenekleri çok fazla değildir: ya bizler ilişkilerimizi yönetiriz, yada ilişkilerimiz bizi yönetir. Kişinin vermesi gereken karar, seçimini yapması gereken nokta temel olarak, ilişkilerimin beni sürüklemesine izin vereyim (veya) ilişkilerimi ben yönetmek istiyorum hususudur. Kişinin hayatının yönetimini eline alması ilişkilerinin yönetimini ele almasıyla başlar.

Kişinin mutluluğu ve başarısında böylesine önemli olan ilişkileri kurmak, yürütmek, yönetmek kolay mı peki? Kesinlikle çok zor bir şey. Ve zaten çevremize şöyle bir baktığımızda hemen hemen herkesin karısı, kocası, eşi, kayıngilleri, anne-babası, çocukları, kardeşleri, okul arkadaşları, iş arkadaşları, çalışanları ile ilişkilerinde sorunlar yaşadığını, bu sorunlarla cebelleştiğini ve mutsuz olduğunu görürüz. Bu da şaşılacak bişey değil normaldir, çünkü ilişkileri yürütmek, yönetmek zor bir zeneaatır (iştir).

İlişkilerin kurulmasının, yürütülmesinin kolay olmaması normaldir aslında. Çünkü her ne kadar bütün ilişkileri “ilişki” diye tanımlayıp aynı şapka altında topluyor isek de sevgili ile kurulan ilişki ile kaynana ile kurulan ilişki şüphesiz çok farklıdır. Farklı olan ilişkilerin yürütülmesinde şüphesiz farklı yöntemlere, stratejilere ihtiyaç vardır. Ve hatta ilişkinin türü aynı olsa bile, muhatap olduğumuz kişi farklı olduğundan her ilişkiye has davranış stratejileri geliştirilmelidir. Çünkü şimdiki sevgilimize eski sevgilimize davrandığımız gibi davranırsak, işe yeni girdiğimiz işyerinde daha önce çalıştığımız işyerinde davrandığımız gibi davranırsak kötü sonuçlarla karşılaşmamız kuvvetle muhtemeldir.

Hekimlikte kullanılan meşhur “Hastalık yok, hasta var” lafı, hukukta kullanılan “Her dosya kendi münderecatı (içeriği) ile değerlendirilmelidir” ilkeleri gibi, ilişkilerde de “İlişkiler yok, ilişki var” demek mümkündür. Bu sebeple her ilişkiyi kendi sahip olduğu şartlar ve dinamiği altında ele almak lazımdır.

Böylesine karmaşık ve zor süreçleri tek başımıza yürütmeye çalışıp sorunlarla boğuşacağımıza, ilişki danışmanlığı hizmeti alsak, bilgili, deneyimli ilişki danışmanı bize hangi ilişkiyi nasıl kuracağımızı, yürüteceğimizi, yöneteceğimizi söylese ve hatta öğretse, daha az dertli, daha mutlu, daha ferah, daha başarılı bir hayatımız olur değil mi?

İlişki danışmanlığı, ilişki danışmanından destek kavramları ülkemizde daha yeni kavramlar olduğundan insanlarımız ilişki danışmanına başvurmakta, ilişki danışmanlığı hizmeti almakta tereddüt etmekte.

Kişi kendine şu soruları sormalı:
* İlişkilerimi kolayca kurabiliyor muyum?
* ilişkilerimi sorunsuzca yürütebiliyor muyum?
* İlişkilerimde mutlu muyum?

Eğer bu soruların cevapları “Evet” ise mutlusunuz ve sorun yok demektir.
Fakat eğer cevaplar “Hayır” ise ilişkilerinizde ciddi sorunlar yaşıyorsunuz ve bunun sonucu olarak da mutsuzsunuz demektir.
Böyle mutsuz kalmaya, hayatınızı mutsuz şekilde sürdürmenize ise gerek yoktur; çünkü mutlu olmak herkesin hakkı olduğu gibi sizin de hakkınızdır.

İlişki danışmanından ilişki danışmanlığı için destek almaya çekinmeyin. Bırakın ilişki danışmanınız mutlu ilişkiler kurmanıza, yürütmenize destek versin. Siz mutlu olmanın keyfini çıkarın 🙂

İlişkilerinizin ve hayatınızın yönetimini ele aldığınız mutlu günler dileği ile…

Veysel Danış

 

İlişki danışmanlığı yaşam koçu Veysel Danış ilişki mutluluk başarı ilişki danışmanı istanbul.

Avukat Veysel Danış

Dava Ne Kadar Sürer

Dava Ne Kadar Sürer

Avukat Veysel DanışAçtığımız/açacağımız dava ne kadar sürer, Dava açarsak ne kadar zamanda sonuçlanır, Dava çok uzun sürer mi soruları avukatlara en sık sorulan sorulardandır. Bu sorular ya davayı açmadan önce veya dava açıldıktan sonra avukata mutlaka sorulur. İşin ilginç ve acayip yönü şudur ki cevabı bu kadar merak edilen “Dava ne kadar sürer“, “Dava ne zaman biter” sorularının cevabı yoktur! Yoktur derken, belli değildir yani.

Bir davanın ne kadar süreceği, davanın ne zaman biteceği sorularının cevapları her dava türüne, hatta her dosyaya göre değişkenlik göstermektedir. Bir avukatın bu sorulara daha dava açılmadan önce kesin, net cevap vermesi mümkün de değildir, doğru da değildir. Çünkü açılacak davada öngörülemeyen bir çok faktör meydana gelebilir ve bunlar davanın uzamasına sebep olabilir veya çabuk neticelenmesine katkı yapabilir. Bu da avukatın dava başında öngördüğü sürede yanılmış olmasını sonuçlayabilir.

Bu sebeple Veysel Danış bu soruları mümkün mertebe cevaplamamaya çalışmaktadır. Yanlış bir öngörü yaparak hataya düşeceğime ve müvekkilimin yanılmasına sebep olacağıma, varsın soru cevapsız kalsın diye düşünmekteyim. Buna rağmen bu soruların cevaplarını istemekte ısrarcı olan bazı müvekkillere cevap vermek zorunda kalıyorum ama ifade ettiğim sürenin “tahmini” olduğunu ve bu süreyi değiştirebilecek bir çok faktör olduğunu da mutlaka belirtiyorum.

Hemen hemen bütün müvekkiller davalarının çabuk bitmesi telaşındadır. Davalarının en çabuk, en hızlı şekilde bitmesini isterler. Tıbbi hata (malpraktis) sebebiyle sakat kalan ve 6 sene boyunca tazminat davası açmamış olan bir kişi daha ilk görüşmemizde “Bu dava ne kadar sürer” diye sorması çok ilginç gelmişti bana. Çünkü tıbbi hata (malpraktis) sebepli tazminat davalarının açılabilmesi için öngörülen zamanaşımı süresi 5 senedir. Tıbbi hatadan zarar görüp sakat kalan kişi 6 sene bekleyip zamanaşımını kaçırmış! Tazminat avukatı olarak görüştüğü Veysel Danış’a zamanaşımı süresini kaçırdığı halde dava açılabilir mi, açılırsa neticesi ne olur sorularını sormuyor. Dava ne kadar sürer diye soruyor! Bu ve şahit olduğum bir çok örnek insanların davalarının hızlı neticelenmesine çok önem verdiklerini gösteriyor.

Elbette ki avukat da, hakim de takip etmekte oldukları dosyaların bir an önce neticelenmesini, karara ulaşılmasını arzu ederler. Fakat kanunun öngördüğü bir usul vardır (ki Usul Hukuku hukuk fakültelerinin temel derslerinden biridir) ve bütün davalar bu usullere göre yürütülmek zorundadır. Bu usuller de davaların uzamasına sebep olmaktadır. Bunda ne avukatın, ne hakimin bir suçu yoktur.

İşin özüne bakarsak, bir davanın ne kadar çabuk neticeleneceğine bu kadar odaklanmanın yanlış bir tutum olduğunu, asıl odaklanılması gereken davanın kazanılıp-kaybedilmesi noktası olduğunu görürüz. Bütün davalar “kazanmak için” açılır. Bir dava çok hızlı neticelenmiş de olsa red edildikten sonra ne fayda! Davanın çabuk neticelenmesi elbette mühimdir fakat davanın kazanılması ondan kat be kat daha mühimdir.

Bir lokantaya gittiğimizde yemeğin bizi fazla bekletmeden önümüze gelmesi tabii ki önemlidir. Fakat yemek servisinin hızlı olmasından daha da mühimi önümüze gelen yemeğin “lezzetli” olmasıdır. Önümüze gelen yemek kötü olduktan sonra çabuk gelse ne, geç gelse ne… Yenmiyor ki!

Acemi aşçı yemeği çabuk isteyen müşteriyi memnun etmek için ya yemeği daha pişmeden çiğ-çiğ müşterinin önüne getirir, ya da çabuk pişsin diye altındaki ateşi fazla harlar, harlı ateş de yemeği yakar; yanmış yemeği getirir müşterinin önüne.

Usta aşçı ise yemeğin çabuk pişmesine özen gösterir. Ama çabuk pişmesi kadar yemeğin lezzetli olmasına da dikkat eder.

Hukuk yemekten, dava yemek pişirmekten daha az önemli olabilir mi? Çoğu insanın hayatında 1 tane davası olur. Halbuki her gün 3-4 defa yemek yiyoruz. Az pişmiş veya çok pişmiş, lezzetsiz bir yemek yemekten bir şey olmaz. Ama bir dava kaybedilince davaya konu olan hak alınamamış, maksat elde edilememiş olur.

Lezzetli bir yemek için aşçınıza gösterdiğiniz sabrı avukatınıza da göstermenizi istemenin normal bir istek olduğunu düşünüyorum.

Hülasa-el kelam (sözün özü) olarak şunu söylemek isterim: Avukatınız davanızı takip ederken davanızın kazanılmasına odaklanın. Dava ne kadar sürer, dava ne kadar zamanda sonuçlanacak sorularına değil.

 

Davamız çabuk bitsin davayı hızlandırmak davayı çabuk bitirmek davanın hızlı bitirilmesi.

Avukat Veysel Danış

Dert Ortağı: Boşanma Avukatı

Dert Ortağı: Boşanma Avukatı

Yaşayanlar, şahit olanlar bilirler; boşanma davaları çok stresli davalardır. Türkiye’de maalesef diğer bütün davalar gibi boşanma davaları da uzun sürmektedir. Davanın uzun sürmesi de eşlerin daha çok gerilmelerine, yıpranmalarına sebep olmaktadır.

Eşlerin çok gergin olduğu, zor günler geçirdiği bu süreç boşanma avukatına bir “avukat olmaktan daha fazla” yük ve sorumluluk yükler. Bu durumu “avukat olmaktan daha fazla” yük düşüyor diye ifade ediyorum? Çünkü avukatın işi ve görevi boşanma davasında taraf olan müvekkiline hukuki destek vermektir. Bu destek dava ile ilgili sorularını cevap vermek (hukuki danışmanlık), dilekçelerin yazılması, davanın görüldüğü Aile Mahkemesindeki iş ve işlemleri yapmak (davayı açmak, dava giderlerini yatırmak, duruşmalara girmek, …) ile sınırlıdır.

Boşanma davasına taraf olan kişiler ise bunlarla yetinmez! İdare hukuku davalarında, ticari davalarda avukata farklı misyonlar pek yüklenmez. Ama miras davalarında, alacak davalarında, icra takiplerinde, boşanma davalarında bazı müvekkiller avukatlarını onları üzen kişilerden intikam almalarını sağlayacak bir “Kara Şövalye”, bir “silahşör” gibi görme, avukata farklı misyon yükleme eğilimine girerler. Bu algı boşanma davalarında tavan yapar.

Boşanma sürecindeki kişinin ruh halinin çok karışık olması şaşılacak bir şey değildir. Çok özel şeyler (cinsel beraberlik, aynı evi-yatağı paylaşmış olmak, aynı çocuklara “benim çocuğum” demek, …) paylaştıkları, çok özel günler (yüzük taktıkları gün, nikah günü, düğün günü, çocuklarının doğduğu günler, … ) yaşadıkları insandan şimdi kötü hareketler görmekte, kötü sözler işitmektedir. Büyük umutlarla kurduğu yuvası yıkılmaktadır. Belki çocuklarından ayrılmak zorunda kalacaktır. Boşandıktan sonra ne yapacaktır? Nerede kalacaktır, nasıl geçinecektir, hayata nasıl devam edecektir gibi sorular kafasını meşgul etmektedir.

Duyguları altüsttür. Boşanma davası devam eden insanın hala eşi olduğunu, çok şey paylaştıklarını, çocuklarının annesi/babası olduğunu bir noktadan sonra unutur! Agresifleşir. Onu böyle inciten insanı o daha fazla incitip intikam alma yoluna sapar. Bir insanın duyguları, kafası böyle karışık olunca bu durumun çevresindekilerle ilişkilerine de yansıması normaldir.

Dert Ortağı: Boşanma Avukatı
Boşanma avukatı dava sürecinde aklına gelen şeyleri danışmak için sık sık aradığı bir kişidir. Süreç içinde boşanma avukatı kızgınlıklarını, öfkelerini, beklentilerini, fikirlerini paylaştığı bir “dert ortağı” haline dönüşür. Müvekkil anlatır, anlatır, anlatır… Bazı avukat arkadaşlar müvekkillerin bu durumundan rahatsız olur fakat boşanma avukatları genellikle bu durumlara alışıktır ve müvekkilin bu durumuna hoşgörü göstererek sabırla dinlerler.

Veysel Danış olarak ben de bir çok boşanma davası takip ettikten sonra boşanma davalarında müvekkillerin konuşmaya, dertleşmeye, deşarj olmaya ihtiyaçları olduğunu gördüm. Müvekkillerin konuşmasına müsaade ettikçe davalar hakkında bir çok ipucu ortaya çıktığını da gördüm. Bunun benim boşanma davalarında başarımı yükselttiğini görünce bu yönde eğitim alarak kendimi geliştirmem gerektiği düşündüm. Üniversitenin Halkla İlişkiler bölümünü bitirdim. Sonra ilişki danışmanlığı ve yaşam koçluğu eğitimleri aldım. Artık yaşam koçu, dert ortağı boşanma avukatı olarak daha rahat dinliyorum müvekkilleri.

Yapılan bütün iyilikler, güzellikler sahibine döner. İnsanların dertlerine ortak oluyorum, sorunlarına beraber çözüm arıyoruz. Müvekkillerin sorunlarına ilgi gösterip sabırla dinleyip paylaşmak da bana dönüyor. Müvekkillerin dertlerini dinledikçe dava ile ilgili empati yapmam kolaylaşıyor, boşanma davasındaki başarımız yükseliyor. Davaları kazanmak da hem müvekkilleri, hem beni mutlu ediyor tabii.

 

Dert Ortağı Boşanma Avukatı İstanbul Yaşam koçu.

Açıköğretim Sonrası Hukuk Kazanmak

Açıköğretim Sonrası Hukuk Kazanmak

Fiziksel engelli olduğum için okula gidemedim. Şimdi açıköğretimden liseyi okuyorum. En büyük isteğim hukuk okumak. Hukuk fakültesini kazanıp avukat, savcı olmak istiyorum. Açıköğretimden liseyi bitirdikten sonra hukuk kazanmam mümkün mü? Hukuk kazanmak için ne yapmamı önerirsiniz?

Engelin sizi engellemesine direnmeniz beni memnun etti. Ortaokulu, liseyi açıköğretimden bitirip hukuk fakültesi kazanması tabii ki mümkündür, Veysel Danış bunu yapmıştır. Fakat bu yolun azimli ve zorlu bir yürüyüş gerektiren uzun bir süreç olduğunu bilmenizde fayda var. Elde edeceğiniz güzelliklerin ve başarının bu uzun ve zorlu süreci yürümeye değer olduğunu düşünüyorsanız hiç durmayın, yola çıkın derim. Bu uzun ve zorlu yolda rehberliğe ihtiyacınız olacağı muhakkaktır. Hedefiniz büyük ve zor bir hedef. Sizi bekleyen süreç de uzun ve zor. Tek başınıza yürüdüğünüz taktirde başarma şansınızın çok düşeceğini bilmenizde fayda var. Bu süreçte bir yaşam koçu ile görüşüp destek alarak yürümenizi kesinlikle tavsiye ediyorum.

 

Yaşam koçu açıköğretim öğrenci koçu hukuk okumak istiyorum.

Veysel Danış

Eşle Sürekli Kavga Etmek

Eşle Sürekli Kavga Etmek

Karımla sürekli kavga ediyoruz. Evliliğimizi böyle sürekli kavga ederek sürdüremeyeceğimizi, bu böyle devam ederse işin bir gün boşanmaya gideceğini düşünüyorum. Karımı çok seviyorum ve yuvamız dağılsın istemiyorum. Ama sürekli kavga etmek, evde huzursuzluk yaşamak da hoşuma gitmiyor. Eşimle kavga etmediğimizde çok iyi anlaşıyoruz. Ama kavga ettiğimizde evde huzur diye bir şey kalmıyor. Böyle devam edersek evliliğimiz bozulacak ne yapacağımı bilemiyorum lütfen bir yol gösterin.

Olaya yaklaşımınızı tebrik etmek lazım. Sorununuzun farkındasınız. Eşinizle kavgalarınızın böyle yüksek dozda devam etmesi halinde evliliğinizin zarar göreceğini, yuvanızın dağılacağını öngörüyorsunuz. Ve bu olumsuz neticenin oluşmaması için çözüm arayışındasınız. Ki bu çok sağlıklı bir yaklaşım.

Eşinizle kavgalarınızı sonra erdirmek, evliliğinizi olması gereken normal rayına oturtabilmek için siz ve eşinizle bir ilişki danışmanı olarak detaylı konuşmak, iletişiminizi analiz etmek lazım. Kavgalarınızı sona erdirebilmenin ön şartı bu kavgaların “ne”lerden dolayı patlak verdiğini tespit etmektir. Bir yaşam koçu ile temas etmenizi, eşinizle kavgaya sebep olan durumları anlatmanızı tavsiye ediyorum. Yaşam koçu iletişiminizi analiz edecek ve kavgaları sona erdirecek diyalog tekniklerini size anlatacak, öğretecektir.

 

Eşimle sürekli kavga ediyoruz kavga etmekten bıktım boşanma avukatı yaşam koçu evliliğimi kurtarmak istiyorum.

Veysel Danış, Boşanma avukatı Veysel Danış, Avukat,

Yaşam Koçu İstanbul

Yaşam Koçu İstanbul

Dünyadaki emsalleri diğer metropollerde olduğu gibi İstanbul’da da hayat şüphesiz diğer şehirlere göre çok daha yoğun ve çok daha karmaşık yaşanmakta. Bu kadar yoğun ve karmaşık yaşayan İstanbul insanının bütün bilgilere sahip olmasını, bütün sorunlara tek başına başına çıkmasını beklemek en azından haksızlık olur. Böylesine çok faktörün rol oynadığı İstanbul yaşantısında başarıya ve de mutluluğa ulaşmak zaten çok zor; hele bunu tek başına, kendi çabalarıyla başarmaya çalışmak, neredeyse imkansız.

İşte bu noktada İstanbul insanının imdadına “Yaşam Koçu” yetişiyor. Eksik kaldığı noktaları tamamlıyor, başarı ve mutluluk yolcuğunda kişiyle beraber yürüyor, başarı merdivenlerini beraber tırmanıyor.

Yaşam Koçu desteğini kullanın sevgili dostlar. Farkı göreceksiniz…

Unutmayın: Başarı ve mutluluk tesadüf değildir ve tesadüflere bırakılamaz…!

Mekteb-i Danış

Mekteb-i Danış

Farklı bir kavram, farklı bir uygulama, yeni bir metod gibi görünebilir size Mekteb-i Danış. Günümüzde uygulanan öğretim metodlarından farklı olduğu doğrudur, ama hiç de yeni değil! Bayağııııııı eski bir metod. Temiz bi 2500 senesi var 😛

Veysel Danış bunu tarihin tozlu raflarından çıkardı. Üzerindeki tozları püf, püf yaparak temizledi 🙂  ve tekrar uygulamaya koydu.

Platon Academia‘sında, Aristoteles Lykeion‘unda, İbrahim Hakkı‘nın tahsil gördüğü İsmail Fakirullah Medrese‘sinde insanların bilgilenmesine vesile oldu. Veysel Danış belki onlar kadar güzel eğitim veremeyebilir. Ama en azından bunu başlatmış ve insanların bilgilenmesi için çaba harcamış olur.

Tohumun yeşerip yeşermeyeceğini bilemeyiz. Bize düşen tohumu toprakla buluşturmaktır. Gerisi ya nasip 🙂

Veysel Danış öğrenmek isteyenleri bilgi ile buluşturmak için çaba harcıyor. Bu öğrenciler daha güzel bir Dünya için katkı yaparsa güzel olmaz mı?

Mekteb-i Danış’a katılmak için tıklayın

"Sorunum Çözülsün Artık" diyorsanız Tıklayın