Avukat Veysel Danış

Boşanma Davasında Maddi Konular

Boşanma Davasında Maddi Konular

Eşimle anlaşamıyoruz. Boşanmayı ikimiz de istiyoruz. Eşimin istediği para miktarı hariç boşanmak için her konuda anlaştık. Anlaşmalı boşanabilir miyiz?

Anlaşmalı boşanma davasının kabulü için parasal konularda da anlaşma sağlanması şarttır.

 

Boşanma davası nafaka, tazminat, aile avukatı İstanbul. Danışmanlık hukuk anlaşmalı boşanma davası.

Avukat Veysel Danış

Anlaşmalı Boşanma Nedir?

Anlaşmalı Boşanma Nedir?

Anlaşmalı boşanma, evli eşlerin her ikisinin de boşanmayı talep etmesi, boşanmak ve boşanmanın sonuçları hakkında da aralarında tam bir “anlaşma” olmasının verdiği sebebiyle eşlerin diğer boşanma sebeplerine dayanan boşanma davalarına nazaran boşanmanın nispeten daha kolay sağlanabildiği boşanma davası türüdür.

“Anlaşmalı boşanma” halk arasındaki yaygın yanlış inanışın aksine “otomatik boşanma”yı mümkün kılan bir boşanma şekli değildir. “Anlaşmalı” da olsa boşanma davası “kamu düzeni” ile ilgili bir davadır, ciddiyetle takip etmek gerekir.

Anayasaya göre “Aile toplumun temelidir”. Boşanma da aile birliğine son veren, kurulmuş yuvanın dağıtılmasını sonuçlayan bir davadır. Bu sebeple anlaşmalı boşanma davası da dahil bütün boşanma davalarının işleyişi kamu düzeninden sayılır. Aile Mahkemesi ancak davanın tarafları olan eşlerin beyanları ile bağlı olmadan muhakeme yaptıktan sonra boşanmaya veya davanın reddine karar verir.

Anlaşmalı boşanma davası hakkında detaylı bilgi için tıklayın

 

Anlaşmalı boşanma davası, anlaşmalı boşanma aile hukuku boşanma davası avukatı.

Veysel Danış

İnsan Ne ile Yaşar

İnsan Ne ile Yaşar

Toprak paylaşımı binlerce yıldır insanoğlunun mücadele ettiği bir konudur. İnsanoğlu hep daha fazla, daha fazla toprak istemektedir.

İnsanoğlundaki bu “daha fazla toprak” hırsını Lev Nikolayeviç Tolstoy “İnsan ne ile yaşar” adlı kitabındaki bir hikayede şekilde ele almıştır. İnsanın açgözlülüğü ve Şeytan’ın Adem çocuklarına oynadığı oyunlar hakkında çok güzel fikir ve ibretler veren Tolstoy’un bu harika hikayesini okumanızı hararetle tavsiye ediyorum.

İnsaoğlunun “daha fazla toprak” isteği dünya tarihini binlerce savaşa, milyonlarca cinayete sebep olmuştur. Dünya’nın kana bulanmasına sebep olan savaşların en önemli sebebi onlar da “insan” olan devlet yöneticileridir. Ve kaç insan komşusunu, akrabasını ve hatta kardeşini öldürmüştür toprak uğruna…

Hakkına tecavüz edilerek toprağı elinden alınmaya çalışan insan tabii ki hakkını aramalı, toprağını korumaya çalışmalıdır. Ama bunun hukuk ve mahkemede arazi davası açmak olmalıdır. Bereket versin ki herkes böylesine şiddet heveslisi değil ve hak aramanın yolunun hukuk, mahkemeler olduğuna inanan akıllı insanlar çoğunlukta.

Arazi davaları Türkiye’de uzun sürmesi ile ünlenmiş davalardır. Bazı arazi davalarının uzun sürdüğü doğrudur. Ama kısa zamanda netice alınan arazi davaları da vardır. Delillerin çabuk toplanabilmesi, avukatın o dava konusunda uzman olması, karşı tarafın davayı uzatma çabası gibi bir davanın çabuk bitmesini veya uzun sürmesini etkileyen yüzlerce faktör vardır. Bu faktörleri bilmeden “arazi davaları uzun sürüyor” demek olsa olsa cahillik diye tanımlanabilir.

Arazi davaları benim severek takip ettiğim ve kazanırken büyük keyif aldığım davalardır. Çünkü arazi davalarının konusu yukarıda da belirttiğim gibi “toprak”tır.
* Allah insanı topraktan yarattı; hayattayken geçimimizi topraktan sağlıyoruz; ölünce toprağa veriliyoruz; …
* Kişi için toprak geçimdir, zenginliktir, güç kaynağıdır.
* Toplumlar için toprak “vatan”dır. Üstünde güven içinde yaşanan, nesillerin büyütüldüğü, uğruna ölünen şeydir.
Toprağı elinden alınarak mağdur edilmiş birinin arazi davasını kazanarak hakkını (toprağını) almasına vesile olmak gerçekten büyük bir mutluluktur.

“Arazi davası”nın kökeni antropolojiktir ve dünya ile toprak var oldukça insanların “daha çok toprak” hırsı, başkasının arazisini elinden alma çabası ve bunun neticesi olan arazi davası da var olmaya devam edecektir.

Toprağınıza tecavüz edildiyse, hakkınız elinizden alınarak mağdur edildiyseniz bunun yolu sinirlenmek, hiddetlenmek değil!.. Arazi davası açmaktır. Arazi davanızı kazanarak hakkınızı almanıza vesile olmak beni de mutlu edecektir.

Veysel Danış

Avukat Veysel Danış

Miras Davası

Miras Davası

Türkçeye yerleşmiş ilginç bir deyim var: Ölüm hak, miras helal

Hakikaten çok güzel bir deyim. كُلُّ نَفْسٍ ذَائِقَةُ الْمَوْتِ (Kullu nefsin zaaiqatul mavt) (Ankebut suresi 57.ayet) ayeti ve binlerce senelik hayat deneyimleri ile sabittir ki herkes ölmektedir!  ve yine sabittir ki ölenler öbür tarafa hiç bir şey götürememektedir. Ölen şahıs neleri varsa, ne toplayıp neler biriktirdiyse hepsini dünyada bırakıp gitmektedir.

Şahsın ölümü sonrasında dünyada bıraktığı mallara, mülklere “miras malı” denir. Sahibi de artık vefat ettiği (öldüğü) için bu mallar(ın mülkiyeti) “mirasçı” diye tanımlanan akrabalarına intikal eder (geçer).

Dünyanın bildiğimiz, alıştığımız düzenine göre para, mal, mülk elde edebilmek için çalışmak, çalışmak, çalışmak gerekir. Buna mukabil miras çalışmadan mala, mülke sahip olmamız demektir. Zira bu malların için gereken çalışmalar (kazanma, biriktirme, koruma, vs) vefat eden (muris) tarafından yapılmıştır. Murisin vefat etmesi ile bu mallar direkt mirasçılara geçer. Böylece mirasçılar hiç çalışmadan, biriktirmeden, uğraşmadan mal, mülk sahibi olmak şansını yakalarlar.

Miras; çalışmadan, biriktirmeden, uğraşmadan mal, mülk, servet sahibi olmanın kolay yolu olunca buna hevesliler ve talipliler de haliyle çok oluyor.

Yazımıza “Ölüm hak miras helal” deyişiyle başladık. Miras helal fakat insanlar genellikle kendi paylarına düşen miras hissesi ile tatmin olmuyor, yetinmiyor ve diğer mirasçıların hisselerine düşen mallara da göz dikiyor ve onları da ele geçirmeye çalışıyor. Mirasçılar arasındaki bu mücadeleden “miras davası” doğar.

Bazı mirasçıların diğer mirasçıların hisselerine göz dikmesi, tecavüz etmesi ahlaki olmadığı gibi hukuka da aykırıdır. Mirasçıların kendi hisseleri ile yetinmeyip diğer hissedar mirasçıların paylarına el atmaları halinde miras hukuku uzmanı bir avukat (miras avukatı) yardımıyla hukuki süreç başlatılması gerekir.

Miras davası ile bazı mirasçıların (diğer mirasçıları mağdur etmek pahasına) kendi paylarını büyütmek için yaptıkları iş ve işlemlerin önüne geçilmesi ve bütün mirasçıların haklarını eşit ve adil şekilde almaları amaçlanır.

Detaylı bilgi için tıklayın

Avukat Veysel Danış

Miras Avukatı

Miras Avukatı

Geride mal varlığı bırakarak vefat eden kişinin geride bıraktığı mal varlığı mirasçıları arasında taksim edilir (paylaştırılır). Atalarımız “Ölüm hak, miras helal” demişler. Her mirasçının vefat eden akrabasından ona intikal eden (kalan) miras payını alması bir “hak”tır. Bu yüzden buna “miras hakkı” denmiştir zaten. Fakat maalesef mirasın hakkının taksimi (paylaşımı) insanların en çok ihtilafa düştükleri konuların başında gelmektedir.

Miras hakkı çok önemli bir haktır. İslam dini miras paylarına o kadar önem vermiştir ki mirasın nasıl taksim edileceği (paylaştırılacağı), mirasçıların ne kadar miras hissesi almaları gerektiğini Kuran’da düzenleyecek kadar önem vermiştir. Kuran, malvarlığı bırakarak vefat eden kişinin akrabalarının geride kalan mallardan ne miktar hisse (pay) alacaklarını nisbi (oran, hisse) şeklinde belirlemiştir.

İslamiyet önem verdiği gibi Türkiye Cumhuriyeti de miras hakkına çok vermektedir. Miras hakkı Türk hukukunda temel bir kanun olan “Medeni Kanun”da düzenlenmiştir. Medeni kanun da Kuran’daki sistem gibi malvarlığı bırakarak vefat eden kişinin akrabalarının geride kalan mallardan ne miktar hisse (pay) alacaklarını nisbi (oran, hisse) şeklinde belirlemiştir. Şu farkla ki, Türk Medeni Kanunu mirasçıların murisin (geride malvarlığı bırakarak vefat eden kişi) mirasından (tereke, geride kalan mallardan) alacakları miras hisseleri için farklı oranlar belirlemiştir.

Fakat insanoğlunun hepimizin bildiği ve defalarca şahit olduğumuz gözlülüğü, paraya ve mala tamah etme alışkanlığı maalesef bir çok kişiyi miras hisselerine tecavüz etmeye (gasp etmeye) sevk etmektedir. Bir mirasçı aç gözlülük edip ona düşen (alması gereken) miras hissesiyle (miktarıyla) yetinmeyerek diğer mirasçılara düşen (alması gereken) miras hisselerine (mallara) da el koymaya çalışınca tabii ki miras payları gasp edilen diğer mirasçılar da bu haksız duruma itiraz ederler. Ve böylece “Miras davası” meydana çıkar.

Aslında halk diline çevirirsek miras davası; kendisine düşen miras payına razı olmayıp “diğer mirasçıların payı da benim olsun” diye hareket eden aç gözlü mirasçıya, mirasta hakkı olan diğer mirasçıların “Hooop dur bakalım, ne yapıyorsun?!!!” demeleri ve Devlet’i (Miras Mahkemesi’ni) yardıma çağırmasıdır.

Miras davaları benim severek takip ettiğim ve kazanırken büyük keyif aldığım davalardır. Çünkü kazanılan her miras davası, hakkı gasp edilmiş, mağdur edilmiş kişilerin haklarına kavuşmalarını sağlamak demektir. Ve bir miras avukatı olarak bu beni çok mutlu ediyor…

Detaylı bilgi için tıklayın

"Sorunum Çözülsün Artık" diyorsanız Tıklayın